/page/2
.

.

(Kaynak: tapio-ca, gönderdi)

arkası kuyruk kırmızı ışığın paha biçilmez 60saniyesini ilk sıradan izlerken göremediysen zamanı ya da annenin ölüm haberini aldığın gün şehir dışından kalkıp içine gidebilmek için ilk otobüse bindiğin halde ve üstelik çok da hızlı dönerken tekerlekler durmadığını fark ettiysen dünyanın,karnı burnunda karını doğurtan doktorun gözlerinin içine bakarken bebek,ilk çıktığı an’da imzalandığını bilmiyorsan tarihin..daha boşuna uğraşıp da beğenmene gerek yok,yakışanı koluna.Her odaya farklı boylarda ve farklı anlarda konulmuş, her koluna ayrı ayrı takılmış saatlerin içinde bile dönen sesi duyamazsın. Saatçi olmana gerek yok hissetmen için zam”an”ı çünkü,ışığa bak yeter:sarı,hazırlan;yeşil,yürü demektir!

arkası kuyruk kırmızı ışığın paha biçilmez 60saniyesini ilk sıradan izlerken göremediysen zamanı ya da annenin ölüm haberini aldığın gün şehir dışından kalkıp içine gidebilmek için ilk otobüse bindiğin halde ve üstelik çok da hızlı dönerken tekerlekler durmadığını fark ettiysen dünyanın,karnı burnunda karını doğurtan doktorun gözlerinin içine bakarken bebek,ilk çıktığı an’da imzalandığını bilmiyorsan tarihin..daha boşuna uğraşıp da beğenmene gerek yok,yakışanı koluna.Her odaya farklı boylarda ve farklı anlarda konulmuş, her koluna ayrı ayrı takılmış saatlerin içinde bile dönen sesi duyamazsın. Saatçi olmana gerek yok hissetmen için zam”an”ı çünkü,ışığa bak yeter:sarı,hazırlan;yeşil,yürü demektir!

Bir film düşün koca bir kütüphane içinde geçen..

(Kaynak: bookmania)

Saatlerin her birini farklı bir an’a çevirip her baktığımda ”daha erken” diyebilmek kadar güzel olan diğer şey,tüm geç kalmışlıkları boş vermek olsa gerek.Biraz daha uyumak istediğime ben karar vermiş oluyorum böylece ve eğer sabahın dördüyse bile çalışasım olunca kalkmak güzel şey.Tavsiye edilir:)

Bir esneme sesinin yapamayacağı şey yoktur bazen..kimilerine ağzını açıp nefesini dışarıya veren insanlar itici gelebilir.Hele bazen çoğumuz yüzümüzü ekşitip,dudak büzebiliriz o adamlara..
ama bazen..
yine mi güzeliz”demek geliyor sadece içimden
bir kedim bile yok.

Bir esneme sesinin yapamayacağı şey yoktur bazen..kimilerine ağzını açıp nefesini dışarıya veren insanlar itici gelebilir.Hele bazen çoğumuz yüzümüzü ekşitip,dudak büzebiliriz o adamlara..

ama bazen..

yine mi güzeliz”demek geliyor sadece içimden

bir kedim bile yok.

Uykulu gözlerle koşturdu lavaboya doğru.
Babası tıraş takımlarını çıkarmış bolca köpürttüğü fırçasını bıyıklarına sürüyordu.İnce çelikten yapılmış,parlak jileti elinde döndürerek günün şovunu yapıyordu bıyık altından gülümseyerek.Büyük bir titizlikle sert kıllarını yoluyordu adeta.Nedense kırt kırt sesi çıkmazsa babasının tıraşı kötü geçmiş hissedecekti çocuk.Her gün sorduğu soruyu yineledi:’’Baba,ben ne zaman tıraş olacağım.’’Baba yanıtlamadan oğlunu tıraşını bitirdi,yüzünü kuruladı,karısının aldığı ucuz bir yüz losyonunu güzelce yedirdi sakal köklerine ve çenesi lavaboda ıslanan çocuğunu kucağına aldı:’’Büyüdüğünü hissettiğin zaman oğlum.’’

Uykulu gözlerle koşturdu lavaboya doğru.

Babası tıraş takımlarını çıkarmış bolca köpürttüğü fırçasını bıyıklarına sürüyordu.İnce çelikten yapılmış,parlak jileti elinde döndürerek günün şovunu yapıyordu bıyık altından gülümseyerek.Büyük bir titizlikle sert kıllarını yoluyordu adeta.Nedense kırt kırt sesi çıkmazsa babasının tıraşı kötü geçmiş hissedecekti çocuk.Her gün sorduğu soruyu yineledi:’’Baba,ben ne zaman tıraş olacağım.’’Baba yanıtlamadan oğlunu tıraşını bitirdi,yüzünü kuruladı,karısının aldığı ucuz bir yüz losyonunu güzelce yedirdi sakal köklerine ve çenesi lavaboda ıslanan çocuğunu kucağına aldı:’’Büyüdüğünü hissettiğin zaman oğlum.’’

kitre çocuk”

Kitre bebekler vardır,bilir misin fikrim yok..Görsen hatırlarsın ama eminim.Her misafir odasının sehpasına oturmuş,kalkmıştır bir kez bile olsa.

Ben en çok İskoç bebeğini severdim,önlük misali bir örtü üzerinde,saçları iki yandan örgülü..Belki de tek saçlarının sarılığını severdim ne bileyim.O zamanlarda siyah,kapkara,kısaydı saçlarım.

Ablam İngiliz köylülerini,annemse arap bebeklerini tutar,üç kız-kadın oturup oynardık.Her seferinde önümüzde atlas,kimin bebeği güzelse onun ülkesine yolculuk yapardık,ezbere bilirim bebeklerin şehirlerini bu yüzden..bi de ezbere bildiğim tek şarkı dudağımızda,siz bilmezsiniz biz yaptık;bestesini ve müziğini de hem de:

”kızlar gezer,ülkeler çoğalır

ezberleyin kızlar dünya ne kadar küçük”

..

Yine olsa oynarmıyım söz veremem;ama bakarım uzun uzun..bakarım.

(minik bir çocuk anısı)

BIYIKALTI NOTLARI

Bıyıklarının altından sana gülümseyen ”ben” kadını gördükçe terleyen dudaklarını sil biraz..

Yavaştan,inceden arala sözcüklerinin kapısını we altını çizerek yuttuğun cümlelerini artır benim için.Artıklarınla beslenen tüylerin büyüsün,dikleşsin kahveyi seven bıyıkların ve tükür nefesini burnuna doğru.

Bıyıkaltı Notları:Çok yakında..

Koyunlar hişt!

Her gece uyurken pamuk bulutlar düşünür, üzerinden kıvırcık  koyunların atladığı köprümü kahverenginin koyusuna boyardım ki dikkatimi toplayıp hemencecik uyuyakalayım diye.Nitekim öyle de olurdu zaten.Birinci,ikinci,üçüncü..on altıncı derken birinin ayağı tökezler,öteki düşer ve bir diğerini göremeden önümden geçen sürü eşliğinde dalardım rüyalarıma.Hayvanları renk renk boyayıp ayaklarından çamaşır ipine astığım bile olurdu kendimi güldürmek için.Melemeleriyle beste yaptığım,gözlerine şiir yazdığım o derin uykuların hiç bitmemesini dilerdim şimdiki aklım olsa,gecelerimin perilerinden.Nedense hep biraz daha büyümeyi istemişim,nedense ayaklarımın üzerinde durabilmeyi,nedense başa çıkabilmeyi..

Annem : Ağızdan çıkan söz,göklerde asılı bekler ve bir gün mutlaka sana döner,derdi.İnanmışım, körü körüne inandığım umutlarım,hayallerim kadar hem de.Zaman turunu tamamladı,kalem bitti ve düşüverdi en ortasına yaşamımın dualar.

Küçüktüm ama ben o zamanlar,nasıl tam dileyebilirdim ki …Fizyolojik ihtiyaçlar evresini aşmıştım evet,güvenlikteydim de;ama piramide apar topar tırmanmak neden a benim güzel aklım.Az dur bakalım,dinlen.Peşinden koşturan bir baban yok,annen desen otursan yerinde memnun-mutlu başında dört döner durur,dediler seslerim.Ya ben?

Kendimi bile dinlemediğim zamanlar olur benim çokça, dik başlı, cesur ve şevkle yürüyen bedenimi kontrol eden hayvansı bir ruhum var çünkü.Hiç durmadan dönesim ve çemberden fırlayasım var.Ve büyük bir vicdanım var siz beni küçük bulsanızda.

Doğmak,ölmek ilahtan gerisi Allah kerim ,diyenlerden olmamak nedir,bilen çok.bunu uygulamaya koyanlarsa nazarlardan sakınsın ve bir zahmet poposunun üstünde oturup,her sabah harçlık eli açan yaşlı çocuklarımız susuvrsin. Sussanız iyi olur sizin için,sus diyorum..Yoksa ben hayat için yaptıklarımı anlatırım.

Hişt!

Tomrissss.

Tomrissss.

(Kaynak: hafizaminbahcesi)

.

.

(Kaynak: tapio-ca, gönderdi)

arkası kuyruk kırmızı ışığın paha biçilmez 60saniyesini ilk sıradan izlerken göremediysen zamanı ya da annenin ölüm haberini aldığın gün şehir dışından kalkıp içine gidebilmek için ilk otobüse bindiğin halde ve üstelik çok da hızlı dönerken tekerlekler durmadığını fark ettiysen dünyanın,karnı burnunda karını doğurtan doktorun gözlerinin içine bakarken bebek,ilk çıktığı an’da imzalandığını bilmiyorsan tarihin..daha boşuna uğraşıp da beğenmene gerek yok,yakışanı koluna.Her odaya farklı boylarda ve farklı anlarda konulmuş, her koluna ayrı ayrı takılmış saatlerin içinde bile dönen sesi duyamazsın. Saatçi olmana gerek yok hissetmen için zam”an”ı çünkü,ışığa bak yeter:sarı,hazırlan;yeşil,yürü demektir!

arkası kuyruk kırmızı ışığın paha biçilmez 60saniyesini ilk sıradan izlerken göremediysen zamanı ya da annenin ölüm haberini aldığın gün şehir dışından kalkıp içine gidebilmek için ilk otobüse bindiğin halde ve üstelik çok da hızlı dönerken tekerlekler durmadığını fark ettiysen dünyanın,karnı burnunda karını doğurtan doktorun gözlerinin içine bakarken bebek,ilk çıktığı an’da imzalandığını bilmiyorsan tarihin..daha boşuna uğraşıp da beğenmene gerek yok,yakışanı koluna.Her odaya farklı boylarda ve farklı anlarda konulmuş, her koluna ayrı ayrı takılmış saatlerin içinde bile dönen sesi duyamazsın. Saatçi olmana gerek yok hissetmen için zam”an”ı çünkü,ışığa bak yeter:sarı,hazırlan;yeşil,yürü demektir!

Bir film düşün koca bir kütüphane içinde geçen..

(Kaynak: bookmania)

Saatlerin her birini farklı bir an’a çevirip her baktığımda ”daha erken” diyebilmek kadar güzel olan diğer şey,tüm geç kalmışlıkları boş vermek olsa gerek.Biraz daha uyumak istediğime ben karar vermiş oluyorum böylece ve eğer sabahın dördüyse bile çalışasım olunca kalkmak güzel şey.Tavsiye edilir:)

Bir esneme sesinin yapamayacağı şey yoktur bazen..kimilerine ağzını açıp nefesini dışarıya veren insanlar itici gelebilir.Hele bazen çoğumuz yüzümüzü ekşitip,dudak büzebiliriz o adamlara..
ama bazen..
yine mi güzeliz”demek geliyor sadece içimden
bir kedim bile yok.

Bir esneme sesinin yapamayacağı şey yoktur bazen..kimilerine ağzını açıp nefesini dışarıya veren insanlar itici gelebilir.Hele bazen çoğumuz yüzümüzü ekşitip,dudak büzebiliriz o adamlara..

ama bazen..

yine mi güzeliz”demek geliyor sadece içimden

bir kedim bile yok.

Uykulu gözlerle koşturdu lavaboya doğru.
Babası tıraş takımlarını çıkarmış bolca köpürttüğü fırçasını bıyıklarına sürüyordu.İnce çelikten yapılmış,parlak jileti elinde döndürerek günün şovunu yapıyordu bıyık altından gülümseyerek.Büyük bir titizlikle sert kıllarını yoluyordu adeta.Nedense kırt kırt sesi çıkmazsa babasının tıraşı kötü geçmiş hissedecekti çocuk.Her gün sorduğu soruyu yineledi:’’Baba,ben ne zaman tıraş olacağım.’’Baba yanıtlamadan oğlunu tıraşını bitirdi,yüzünü kuruladı,karısının aldığı ucuz bir yüz losyonunu güzelce yedirdi sakal köklerine ve çenesi lavaboda ıslanan çocuğunu kucağına aldı:’’Büyüdüğünü hissettiğin zaman oğlum.’’

Uykulu gözlerle koşturdu lavaboya doğru.

Babası tıraş takımlarını çıkarmış bolca köpürttüğü fırçasını bıyıklarına sürüyordu.İnce çelikten yapılmış,parlak jileti elinde döndürerek günün şovunu yapıyordu bıyık altından gülümseyerek.Büyük bir titizlikle sert kıllarını yoluyordu adeta.Nedense kırt kırt sesi çıkmazsa babasının tıraşı kötü geçmiş hissedecekti çocuk.Her gün sorduğu soruyu yineledi:’’Baba,ben ne zaman tıraş olacağım.’’Baba yanıtlamadan oğlunu tıraşını bitirdi,yüzünü kuruladı,karısının aldığı ucuz bir yüz losyonunu güzelce yedirdi sakal köklerine ve çenesi lavaboda ıslanan çocuğunu kucağına aldı:’’Büyüdüğünü hissettiğin zaman oğlum.’’

kitre çocuk”

Kitre bebekler vardır,bilir misin fikrim yok..Görsen hatırlarsın ama eminim.Her misafir odasının sehpasına oturmuş,kalkmıştır bir kez bile olsa.

Ben en çok İskoç bebeğini severdim,önlük misali bir örtü üzerinde,saçları iki yandan örgülü..Belki de tek saçlarının sarılığını severdim ne bileyim.O zamanlarda siyah,kapkara,kısaydı saçlarım.

Ablam İngiliz köylülerini,annemse arap bebeklerini tutar,üç kız-kadın oturup oynardık.Her seferinde önümüzde atlas,kimin bebeği güzelse onun ülkesine yolculuk yapardık,ezbere bilirim bebeklerin şehirlerini bu yüzden..bi de ezbere bildiğim tek şarkı dudağımızda,siz bilmezsiniz biz yaptık;bestesini ve müziğini de hem de:

”kızlar gezer,ülkeler çoğalır

ezberleyin kızlar dünya ne kadar küçük”

..

Yine olsa oynarmıyım söz veremem;ama bakarım uzun uzun..bakarım.

(minik bir çocuk anısı)

BIYIKALTI NOTLARI

Bıyıklarının altından sana gülümseyen ”ben” kadını gördükçe terleyen dudaklarını sil biraz..

Yavaştan,inceden arala sözcüklerinin kapısını we altını çizerek yuttuğun cümlelerini artır benim için.Artıklarınla beslenen tüylerin büyüsün,dikleşsin kahveyi seven bıyıkların ve tükür nefesini burnuna doğru.

Bıyıkaltı Notları:Çok yakında..

Koyunlar hişt!

Her gece uyurken pamuk bulutlar düşünür, üzerinden kıvırcık  koyunların atladığı köprümü kahverenginin koyusuna boyardım ki dikkatimi toplayıp hemencecik uyuyakalayım diye.Nitekim öyle de olurdu zaten.Birinci,ikinci,üçüncü..on altıncı derken birinin ayağı tökezler,öteki düşer ve bir diğerini göremeden önümden geçen sürü eşliğinde dalardım rüyalarıma.Hayvanları renk renk boyayıp ayaklarından çamaşır ipine astığım bile olurdu kendimi güldürmek için.Melemeleriyle beste yaptığım,gözlerine şiir yazdığım o derin uykuların hiç bitmemesini dilerdim şimdiki aklım olsa,gecelerimin perilerinden.Nedense hep biraz daha büyümeyi istemişim,nedense ayaklarımın üzerinde durabilmeyi,nedense başa çıkabilmeyi..

Annem : Ağızdan çıkan söz,göklerde asılı bekler ve bir gün mutlaka sana döner,derdi.İnanmışım, körü körüne inandığım umutlarım,hayallerim kadar hem de.Zaman turunu tamamladı,kalem bitti ve düşüverdi en ortasına yaşamımın dualar.

Küçüktüm ama ben o zamanlar,nasıl tam dileyebilirdim ki …Fizyolojik ihtiyaçlar evresini aşmıştım evet,güvenlikteydim de;ama piramide apar topar tırmanmak neden a benim güzel aklım.Az dur bakalım,dinlen.Peşinden koşturan bir baban yok,annen desen otursan yerinde memnun-mutlu başında dört döner durur,dediler seslerim.Ya ben?

Kendimi bile dinlemediğim zamanlar olur benim çokça, dik başlı, cesur ve şevkle yürüyen bedenimi kontrol eden hayvansı bir ruhum var çünkü.Hiç durmadan dönesim ve çemberden fırlayasım var.Ve büyük bir vicdanım var siz beni küçük bulsanızda.

Doğmak,ölmek ilahtan gerisi Allah kerim ,diyenlerden olmamak nedir,bilen çok.bunu uygulamaya koyanlarsa nazarlardan sakınsın ve bir zahmet poposunun üstünde oturup,her sabah harçlık eli açan yaşlı çocuklarımız susuvrsin. Sussanız iyi olur sizin için,sus diyorum..Yoksa ben hayat için yaptıklarımı anlatırım.

Hişt!

kitre çocuk”
BIYIKALTI NOTLARI
Koyunlar hişt!

Hakkında:

doğarken öldüğümüzü bildim bi gün ; bu yüzden işte gülme sebebini aramaktayım
:)(:

Takip ettiklerim:

***